İskeletimiz Olmasaydı Ne Olurdu? Bunu Düşünmeden Geçemedim!
Herkese merhaba! Bugün, çok derin ve önemli bir soru üzerine kafa yoracağım. “İskeletimiz olmasaydı ne olurdu?” Kulağa ne kadar sıradan bir soru gibi gelse de, aslında düşündükçe fazlasıyla garip ve bir o kadar da komik bir konuya dönüşüyor. Her şeyin başladığı o anı hatırlıyorum; bir gün kahve içerken birden bu soruya takıldım ve içimdeki filozof (ki kendisi genelde boğazıma kadar mizah içinde boğulmuş bir adamdır) “Ya, gerçekten iskeletimiz olmasaydı, nasıl yaşardık?” diye düşündü. Sonra, dediğim gibi, işler karıştı…
İskeletsiz Bir Gün: İlk Şok
Hadi canım, diyorsunuz değil mi? “İskelet olmasa ne olurmuş? Herkes kafa göz yerdi zaten.” Ama bir saniye! Şimdi bir durun. İskelet olmadan gerçekten ne yapardık? Gerçekten de “vücut” dediğimiz şeyin neredeyse %90’ı kemiklerden ibaret değil mi? Bunu bir an için hayal edin: Bir sabah aynaya baktınız, ama bedeniniz sanki bir balon gibi, içinde hiçbir şey yok gibi. Koltukta uzanırken bile bir tarafınız yere düşerdi. Hani şu sürekli düşen dizler falan var ya, işte onlar yerçekimiyle savaşacaklardı ve her an bir kaza çıkma ihtimali doğardı.
“Dur bakayım, belki de iskelet yoksa, parmaklarımızı doğru dürüst oynatamayız?” diyorum, içimden. Bütün el hareketleri; el sıkışmalar, parmakla “çok güzel” işareti yapmalar falan… Hepsi bir anda tarihe karışır. “Selam, nasılsın?” demek için kafamızla sallama yapar mıydık acaba? Ya da herkesin ‘merhaba’ demek için kollarını havaya kaldırıp “Başka bir yol bulurduk ama işte,” diyor iç sesim. Ama “Başka yol?” deyip geçiyorum.
İskelet Olmasa Ne Olur? Şu Anki Durumumu Hayal Edin!
Şimdi arkadaşlar, işin ciddiyetini biraz bozmak gerek. Mesela ben sabah işe giderken, her gün “Nasıl da rahat yürüyebiliyorum” diye düşünüyordum. Ama düşünün, bir sabah uyanıp “İskeletimiz olmasaydı ne olurdu?” diye sormadan, normal bir şekilde ofise gitmeye çalıştığınızı düşünün. Gerçekten yürüyebilir miydiniz? Örneğin ben, şu an yazarken parmaklarımın üzerine bastığımı hissediyorum ama vücudumda hiçbir sertlik yok! Kollarım? Düşünemiyorum bile… Düşünsenize, bir bardağa dokunmaya çalıştığınızda eliniz bir anda yere düşerdi. Kimse sizinle sohbet etmek için eğilmez, çünkü her an bir şeylerin düşmesi riski var!
“Hah, belki de halı saha maçlarında kimse kaymazdı!” diyorum, kendi kendime. Çünkü herkesin vücudu daha yumuşak olurdu, topa bir vurursunuz ve hemen sırtınıza yapışırsınız. Ne penaltı, ne faul; herkes yere düşüp kayar ve maç bitene kadar kalkmaz. Artık halı saha maçlarını “sürekli yere düşme yarışması” olarak adlandırabiliriz!
İskelet Olmasaydı, Hangi İşler Daha Kolay Olurdu?
Tabii, işin kolay tarafları da var. Örneğin, hiç kolları kırılmadan istediğiniz her şeyi yapmak mümkün olurdu. Herkesin sürekli hareketli bir vücutla yaşadığı bir dünyada, büyük ihtimalle herkes “Oooo, ben bu akşam dışarıda takılacağım” derken, yere oturup topuklarına kadar kayıp giderdi. O yüzden iskeletimizin olmaması aslında sosyal hayatımızı da derinden etkilerdi. Düşünsenize, hiç kıyafet sıkıntınız olmazdı. Her şey bol ve rahat olurdu. Evet, birkaç pratik avantaj var ama… Ne kadar sağlıklı olur? Herkesin birer uzaylı gibi yere doğru akışkan bir şekilde kayması kesinlikle ilginç olurdu, ama gerçekten sağlıklı mı olurduk? (Daha fazla düşünmeyelim, başım dönmeye başlıyor.)
İskeletsiz Bir Dünyada Spor Yapmak
Şimdi, sporun hayatımızdaki yerini hepimiz biliyoruz. Ama iskelet olmasa, spor yapabilir miydik? Yani, bacaklarımızı hiç hissetmeden yürüyebilir miydik? Herhangi bir kas gücünden nasıl faydalanırdık? Muhtemelen spor salonlarına gitmek, “Beni kaldırabilecek bir şey var mı?” diye bakmakla geçerdi. Spor salonunda koşan birisi yere düşüp sürekli dönüp dururdu, kimse duramazdı. Bir kere yürüyüş bandına çıkmaya çalışırken 5 dakika içinde bir avuç kemiksiz insan kendini yuvarlarken bulurdu. Sonra “Dur bir dakika, nasıl koştuğumu unutmuşum!” diyerek pes ederdi.
İskeletimiz Olmasaydı, Sonuçta Ne Olurdu?
İskeletimiz olmasaydı, her şey çok daha karmaşık olurdu. Ama tahminimce biz insanlar gene bir şekilde çözüm üretir, alışırdık. Ama her şey biraz daha ilginç ve komik olurdu, bu kesin. Bunu yazarken her şeyin nasıl da “normal” olduğunu fark ettim, çünkü her an hareket edebilmemiz, hareket etmek için kemiklere ihtiyacımız olduğunu düşündürmüyor bile. Ama bir anlığına düşünün; bir sabah kalkıp kemiksiz bir dünyaya uyanmış olsaydık, şu an düşündüğümüzden çok daha garip bir hayatla karşı karşıya olurduk. Her şeyimiz kayar, her şeyimiz yumuşar ve sonunda birden yere düşeriz. O zaman da belki biraz eğlenir, sonra hep birlikte toparlanırdık.
Sonuçta, iskeletimiz olmasaydı ne olurdu sorusunun cevabı çok basit: “Biz de olamazdık!” Ama bu yazı, beni ciddi şekilde düşündürdü. O yüzden bir dahaki sefere her gün kemiklerimize teşekkür edelim, çünkü gerçekten onların sayesinde her şey daha düzgün! 🙂