Kızıldere Köyü Alevi mi? Kimlik, İnanç ve Varlık Üzerine Felsefi Bir Düşünme Denemesi Bir Filozofun Penceresinden: Kimliğin Rengi, İnancın Sessizliği Bir filozofun ilk sorusu her zaman “ne” değil, “nasıl” olur. Kızıldere köyü Alevi mi? sorusu da tam olarak bu yüzden bir kimlik sorusu değil, bir varlık ve anlam sorusudur. Çünkü bir yerin Alevi olup olmaması, yalnızca demografik bir bilgi değildir; etik bir duruşu, ontolojik bir kökü ve epistemolojik bir sorgulamayı içerir. Bir köyün kimliği, orada yaşayan insanların inanç biçimlerinden çok, o inancın yaşama biçimlerine nasıl yansıdığıyla ilgilidir. Dolayısıyla mesele, “Kızıldere’de kimler yaşıyor?” değil; “Kızıldere neyi yaşıyor, neyi hatırlıyor, neye inanıyor?”…
Yorum BırakRenkli Notlar Yazılar
Bazen bir hikâye, sadece bir ülkenin değil, insanın iç dünyasının da aynası olur. Bugün sana anlatacağım hikâye, uzak bir diyarın –Japonya’nın– yüzyıllar ötesinden bugüne sızan sessiz bir yankısıdır. Bu yazıyı, bir dost mektubu gibi, bir fincan yeşil çayın buğusu altında paylaşmak istiyorum seninle… Japonya’da Hâlâ Samuray Var mı? Bir Kadın, Bir Erkek ve Bir Efsanenin Ardından Tokyo’nun sisli sabahlarından birinde, Haruto adında genç bir adam elinde paslı bir kılıçla eski bir tapınağa yürüyordu. Yanında, gazeteci olan Aiko vardı; dünyayı duygularla okuyan, her insanın hikâyesinde bir anlam arayan bir kadındı. İkisi de aynı sorunun peşindeydi: “Japonya’da hâlâ samuray var mı?” Haruto’nun…
Yorum BırakGözyaşı Bezleri Nedir? Edebiyatın Duygusal Anatomisinde Bir Yolculuk Bir Edebiyatçının Gözünden: Kelimelerin Ağladığı Yer Kelimelerin de gözleri var mıdır, sizce? Her biri bir hikâyeye, bir yorgun kalbe dokunur; bazen bir dizede, bazen bir suskunlukta gözyaşına dönüşür. Bir yazar olarak, her satırda bir damla insanlığın izini ararım. Gözyaşı, bana göre yalnızca bir bedensel salgı değil, dilin ve duygunun en saf kesişim noktasıdır. İşte bu yüzden gözyaşı bezlerini anlatmak, bir biyoloji dersi değil, insanın içsel edebiyatına yapılan bir yolculuktur. Gözyaşı Bezleri: Bedenin En Şiirsel Organı Tıpta gözyaşı bezleri (lakrimal bezler), gözün üst dış kısmında yer alan, gözyaşını üreten yapılardır. Ancak edebiyatın penceresinden…
Yorum BırakGözetmenin Görevi Nedir? Gücün Gözleri, İktidarın Sessiz Tanıkları Bir siyaset bilimci olarak, güç ilişkilerinin görünmeyen damarlarında dolaşırken şu soruya sıkça dönerim: Kim kime bakıyor, kim kimi gözetliyor? Toplumsal düzen, çoğu zaman iktidarın açık emirlerinden değil, görünmez bakışların sürekliliğinden doğar. Gözetmen, işte bu düzenin hem bekçisi hem de üreticisidir. Ama bu “gözetleme” yalnızca kamera lenslerinden ibaret değildir; siyasal bir işlev, ideolojik bir denetim biçimidir. Peki, gözetmenin görevi tam olarak nedir? Gözetim ve İktidarın İncelikli Dansı Gözetmen, Michel Foucault’nun Panoptikon kavramında olduğu gibi, iktidarın merkezdeki gözü değil, çevredeki çoklu bakışları temsil eder. İktidar artık sadece emir veren değil, gözetleyen, kayıt tutan ve…
Yorum BırakKelimelerin Gücü, Anlamın Katmanları: “Görüşüne Ne Demek?” Üzerine Edebi Bir Yolculuk Kelimeler, insanın dünyayı kavrama biçimidir. Onlar aracılığıyla düşünür, hisseder, sever, kederleniriz. Bir edebiyatçı için her kelime, bir evrendir; her anlam, bir ruh hâlinin yankısı. “Görüşüne” gibi sade bir kelime bile, yüzeyin altında felsefi ve estetik katmanlar barındırır. Çünkü dil, yalnızca iletişim değil, aynı zamanda varoluşun edebi sahnesidir. Bu yazıda “Görüşüne ne demek?” sorusunu yalnızca dilbilgisel bir açıklama olarak değil, edebiyatın anlam örgüsü içinde, bakış, algı, ve özne kavramları etrafında çözümleyeceğiz. Çünkü bazen bir kelime, bir roman kadar derindir. — Görüşüne Ne Demek? Dilsel ve Kavramsal Katman Türk Dil Kurumu’na…
Yorum BırakEkonominin Karanlık Kuyularında: Grizu Patlaması Nasıl Önlenir? Bir ekonomist olarak, her olaya önce şu temel gerçeği hatırlayarak yaklaşırım: Kaynaklar sınırlıdır, ancak insanın seçimleri sonsuzdur. Bu basit ama güçlü önermenin madencilikteki yansıması, hem ekonomik hem insani sonuçları derinden etkiler. Grizu patlamaları yalnızca teknik bir problem değil; aynı zamanda ekonomik kararların, piyasa dinamiklerinin ve toplumsal değerlerin bir yansımasıdır. Bu yazıda, “Grizu patlaması nasıl önlenir?” sorusuna yalnızca mühendislik değil, ekonomi perspektifinden yanıt arayacağız. Çünkü çoğu zaman, bir kazanın kökeninde sadece metan gazı değil, ihmal edilmiş ekonomik öncelikler yatar. Ekonomik Perspektiften Madencilik: Riskin Bedeli Üretim ve Güvenlik Arasındaki Denge Ekonomi bilimi bize her kararın…
Yorum BırakEn İyi Tava Nedir? Bir Antropoloğun Sofrasında Kültür, Ateş ve Kimlik Üzerine Bir antropolog için her nesne, bir toplumun aynasıdır. Tava da bu aynalardan biridir. “En iyi tava nedir?” sorusu, yalnızca bir mutfak tercihinden ibaret değildir; insanın kültürle, doğayla ve toplulukla kurduğu kadim ilişkinin modern bir yansımasıdır. Çünkü tava, yalnızca yemek pişirme aracı değil, bir kimlik taşıyıcısı, bir ritüel nesnesi, bir toplumsal anlatıdır. Bu yazı, dünyanın farklı mutfaklarından esinle, “tava” kavramını kültürlerin sembolik dilinde yeniden okumayı amaçlıyor. Her kültürde tava, yalnızca bir metal yüzey değil, insanın ateşle kurduğu dostluğun hikâyesidir. Ritüel Nesnesi Olarak Tava: Ateşin Kültürel Dönüşümü İnsanlık tarihi boyunca…
Yorum BırakGenel Kamu Hizmetleri Ne Demek? Devletin “Süper Kahraman” Rolü! Sabah işe giderken trafik ışıklarının düzenli çalıştığını fark ettin mi? Ya da belediye çöp kamyonunun tam zamanında gelip sokağı tertemiz ettiğini? İşte bunların hiçbiri sihir değil… bunlar “genel kamu hizmetleri”nin gözle görülmeyen ama hayatımızı kurtaran süper güçleri! Hadi gel, devletin görünmeyen ellerini biraz mizahla ve bol kahkahayla açığa çıkaralım. ☕😄 🎭 Genel Kamu Hizmetleri: Devletin Sahne Arkasındaki Ekip Öncelikle “genel kamu hizmetleri ne demek?” sorusunu yanıtlayalım ki hep birlikte aynı sayfada olalım. Genel kamu hizmetleri, devletin vatandaşlara doğrudan ya da dolaylı olarak sunduğu, toplumun ortak ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmetlerin tamamıdır. Yani…
Yorum BırakGöğsün Ortasındaki Kemik Neden Ağrır? — Tarihin Göğsünde Taşınan Bir Sızı Her çağın bir ağrısı vardır. Bir tarihçi olarak geçmişi incelediğimde, insanlığın kalbinde yankılanan bu sızının hep aynı yerden geldiğini görürüm: Göğsün ortası. Bedenin tam merkezinde yer alan bu kemik —tıpta sternum ya da “iman tahtası” olarak bilinir— sadece anatomik bir yapı değil, insanın tarih boyunca taşıdığı yüklerin de simgesidir. Çünkü tarih, bir bakıma insanlığın bedeninde biriken ağrıların kronolojisidir. İnsanlık Tarihinde Göğüs: Korumanın ve İnancın Sembolü Göğüs kafesi, tarih boyunca yaşamın kalesi olarak görülmüştür. Antik savaşlarda askerler göğüs zırhlarını yalnızca bedeni korumak için değil, onurlarını taşımak için de giyerdi. Göğsün…
Yorum BırakA network error occurred. Please check your connection and try again. If this issue persists please contact us through our help center at help.openai.com.
Yorum Bırak