Flor Yarı Metal Midir? Bir Kez Daha…
Bazen sorular, öylesine basit gibi gelir. Sanki hemen cevabını alacakmışız gibi. Ama sonra bir bakarsınız, iç içe geçmiş, karmaşık bir yığın soruya dönüşürler. O an, kaybolmuş gibi hissedersiniz. Dün gece de böyle bir şey yaşadım. Kayseri’de soğuk bir kış gecesinde, odama çekilip yazılarımı karıştırırken karşılaştım bu soruyla: “Flor yarı metal midir?” İlk başta, gerçekten merak etmediğimi düşündüm. Ama sonra… sonra, bu sorunun içimi nasıl bulandırdığını fark ettim. Birinin bana florun kimyasal özelliklerinden bahsettiği bir sohbetteydim, ama cevabı duydum ve kalbim bir anda durdu. Bu kadar basit bir soruya nasıl takıldım?
Şimdi, size bunu nasıl açıklayacağımı düşünüyorum. Biraz zaman alacak, ama sabırlı olmalısınız. Çünkü işin içinde daha fazla şey var.
Kayseri Soğuğunda Bir Gece
Geceydi. O kadar karışıktım ki, ne yapacağımı bilemiyordum. O sırada eski arkadaşım Cemre’nin yüzü aklıma geldi. Birlikte büyüdük, birlikte öğrendik, birlikte düşündük. Cemre’nin evinde, okul zamanlarımızda bol bol ders çalıştık, saatlerce soru çözdük. Bir gün Flor’un, bir elementin “yarı metal” olup olmadığı sorusuyla karşılaştık ve o an ben bile şüpheye düştüm. Cemre, her zaman bildiğini bilen bir insandı. Ama işin içine bu kadar derinlemesine girmeyi o da hiç beklemiyordu. Flor, bilirsiniz, saf haliyle oldukça reaktif, ama yine de yarı metal kabul edilip edilmediği hâlâ tartışmalı. Cemre’nin bu konuda söyledikleri şimdi gözlerimin önünde: “Flor, yarı metal değil, ama aslında bir noktada kimyasal özellikleri nedeniyle öyle gibi de…”
Ama Cemre bu konuda çok netti. Belki de o günden sonra, sormak istediğim her soruyu kendime sormaya başladım. Ne hissettiğimi, ne düşündüğümü… Gerçekten Flor yarı metal mi, yoksa bir elementin bana sunduğu o belirsizlik, sadece zihnimi mi meşgul ediyordu?
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Sabah, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken bir yandan Cemre’nin söyledikleri aklımdaydı. Flor’un kimyasal özelliklerine dair düşünceler içimi karıştırıyordu. Yarı metal olmasaydı, belki de hiçbir şey bu kadar kafamı kurcalamayacaktı. Ama “yarı metal” olma durumu, tıpkı benim gibi birinin duygusal karmaşasında olduğu gibi, bir hal aldı. Bir şeyin yarı olması, eksikliği, belirsizliği… Hiçbir zaman tam olarak bilemediğimiz ama hep düşündüğümüz bir şeyin varlığı.
Bir yanda Cemre’nin açıklamaları, diğer yanda kendimle verdiğim bu içsel savaş: Flor, ne olursa olsun bir kimyasal maddeydi. Ama ben de ne yapıyordum? Bir kimyasal gibi, birbirinden tamamen bağımsız iki parçaya ayrılıp gidiyordum. İçimdeki kaygıyı çözebileceğim bir formül bulamıyordum. Yarı metal olmanın, tam bir metal olmamanın hüsranı… İçimde bir yerlerde karanlık bir boşluk.
Yavaşça bir kafeye gireceğim. Sıcak bir kahve ve biraz yalnızlık iyi gelecek. O an, tüm bunları çözmeyeceğimi biliyorum. Ama bu kadar belirsizlik ve içsel karmaşayla nasıl başa çıkılır? Flor’un kimyasal özelliklerini, yarı metal olup olmadığını sorgularken bir yandan içimde bir duygu fırtınası da kopuyor. Hiçbir şeyin net olmadığı bir dünyada, kimse gerçek anlamda ne olduğunu bilemez.
Flor’un Yarı Metal Olup Olmaması, Belki de Kendime Dair
Kafeye girdiğimde, çayımla otururken elimdeki deftere göz gezdiriyorum. Flor’a dair düşündükçe, daha da karmaşıklaşıyor her şey. Gerçekten yarı metal mi? Kim bilir… Ama belki de bu sorunun cevabı, bana diğer sorulardan daha çok şey öğretebilir. Gerçekten kimse ne olduğunu biliyor mu? Kimse tam olarak yerini, kimliğini, anlamını bilmiyor. Giderek bu düşünceler içimi sarıyor.
Benim hayatımda da bazen Flor gibi, yarı olan şeyler var. Belirsiz kalan duygular, kararlar… Bir an ne hissettiğimi tam olarak bilip, sonra birden değişen bir ruh halim. Cemre gibi olmak istiyorum. Her şeyin çözümü var diye düşünüyorum. Belki de “yarı metal” bir şey, bir kimyasal özellik gibi değil, benim hayatımın bir parçası olmalı. Yani, bir şey tam olmadığında bile var olmalı. Tıpkı Flor gibi. Yarı metal olan bir madde, kimyasal anlamda kendine bir yer bulamaz ama buna rağmen orada durur. O yüzden, belki de Flor’un yarı metal olup olmadığı, kendi hayatımın karmaşasında bana bir kapı açıyor.
Sonuç: Belki de Flor Benim Gibi
Sonuçta, belki de Flor’un yarı metal olup olmadığının bir önemi yok. Ne olursa olsun, yarı metal olmak bile bir tür var olma halidir. Duygularımızın da yarım kaldığı anlar vardır, kimse her zaman tam değildir. Belki de bu, yaşamın bir parçasıdır. Flor, yarı metal olmasa da, bir tür kimyasal özellik taşır. O da bir tür var olma biçimi. İnsanlar da bazen benzer bir şekilde var olurlar, bazı yerlerde eksik, bazı yerlerde tamamlanmış.
O yüzden, belki de gerçekten yarı metal olmak gerekmiyor. Sadece kendine bir yer edinmek, o belirsizliği kabullenmek yeterli olabilir. Flor’un kimyasal özelliklerinden çok, içsel çatışmalarımıza da dair bir ders var. Belki, ne olursa olsun, eksik ve tamamlanmamış olmak… Tam da olmanız gereken bir haldir.